Gençlik Federasyonu, bir öğrencinin okul binasından atlamasına ilişkin açıklama yaptı: “Tek bir ana veya tek bir nedene indirgenemez”
Gençlik Federasyonu Sosyal Destek Danışmanı Selin Özuslu, Girne Anafartalar Lisesi'nde karne günü yaşanan ve bir öğrencinin okul binasından atlayarak ağır yaralandığı olayın yalnızca tek bir ana veya tek bir nedene indirgenerek değerlendirilmesinin doğru olmayacağını vurguladı. G…

Gençlik Federasyonu Sosyal Destek Danışmanı Selin Özuslu, Girne Anafartalar Lisesi'nde karne günü yaşanan ve bir öğrencinin okul binasından atlayarak ağır yaralandığı olayın yalnızca tek bir ana veya tek bir nedene indirgenerek değerlendirilmesinin doğru olmayacağını vurguladı.
Gençlik Federasyonu Başkanlığı adına yazılı açıklama yapan Selin Özuslu, çocukların ve gençlerin çoğu zaman uzun süredir biriken duygusal, sosyal ve akademik baskılarla mücadele ettiğine dikkat çekti.
Bu tür ağır sonuçlar doğuran olayların yalnızca yaşandıkları an üzerinden değil, o noktaya götüren süreçler ve yapısal eksiklikler üzerinden de ele alınması gerektiğini ifade eden Özuslu, ergenlik döneminin bireyin aidiyet duygusunu geliştirdiği, kendisini kabul edilmiş ve değerli hissetmeye ihtiyaç duyduğu hassas bir dönem olduğunu kaydetti.
Akademik başarının yanında sosyal ilişkilerin, okul ikliminin ve psikolojik iyi oluşun da bu süreçte belirleyici unsurlar arasında bulunduğunu vurgulayan Özuslu, gençlerin kendilerini yalnız, dışlanmış veya görünmez hissetmelerine yol açabilecek her türlü risk faktörünün ciddiyetle değerlendirilmesi gerektiğini belirtti.
Özuslu, özellikle göç deneyimi yaşayan çocuklar ve gençler açısından bu sürecin çok daha karmaşık bir hâl aldığını ifade ederek, yeni bir ülkeye, yeni bir dile ve farklı bir eğitim sistemine uyum sağlamaya çalışırken karşılaşılan güçlüklerin, yeterli destek mekanizmaları bulunmadığında psikolojik yükü artırabildiğini söyledi.
Göç politikalarına ilişkin farklı görüşlerin bulunabileceğini belirten Özuslu, hangi koşul altında olursa olsun çocukların üstün yararının her türlü tartışmanın üzerinde tutulması gerektiğini vurguladı. Hiçbir çocuğun kökeni, dili, kültürü veya ailesinin içinde bulunduğu koşullar nedeniyle dışlanmayı, ayrımcılığı ya da fırsat eşitsizliğini hak etmediğini ifade etti.
Sosyal devlet anlayışının, ülkede yaşayan her çocuğun güvenli, kapsayıcı ve eşit fırsatlar sunan bir eğitim ortamına erişimini güvence altına almayı gerektirdiğini kaydeden Özuslu, bunun yalnızca eğitim hakkının sağlanmasını değil; psikolojik destek hizmetlerinin güçlendirilmesini, dil ve uyum programlarının yaygınlaştırılmasını ve okullarda kapsayıcı politikaların etkin biçimde uygulanmasını da kapsadığını belirtti.
