Kıbrıs

Güden: Maalesef insanlık ve sağlık bir kez daha siyasete alet edildi

Facebook Sayfamızı Beğenmeyi Unutmayın !

Pile Türk Muhtarı Veysal Güden yaptığı yazılı açıklamasında Pile’de yapılacak olan “covid-19” testleriyle ilgili yaşanan olayları anlattı. Güden, “Maalesef insanlık ve sağlık bir kez daha siyasete alet edildi. Üzülerek ifade etmek isterim bu Sn. Simon Mitides’in bu davranışı bende hayal kırıklığı yarattı. Umarım bu davranışı ile ilgili takınmış olduğu bu tavırdan en kısa sürede vazgeçer, yaptığı asılsız suçlamadan dolayı özür diler ve oldukça hassas dengeler üzerinde duran bu köyün huzuru ve geleceği için tavrını değiştirir. Bu vesile ile hem BM Barış Gücünü sorumluluk üstlenip bu sorunu bir an önce çözmeye ve Kıbrıslı Türk sağlık ekibinin köye gelip böylesi önemli bir sağlık sorunu ile ilgili bize düşen görevi yerine getirmemize olanak tanımaya davet eder hem de İngiliz Yüksek Komiserliği’ni bu ekibin geçişine engel olmaktan vazgeçmeye davet ediyorum. Bu örnek köyün geleceği sadece burada yaşamını sürdüren halkların değil tüm adanın geleceğine de hem örnek teşkil edecek hem de etki yapacaktır.” diyerek barış, sağduyu, birlik ve beraberlik çağrısında da bulundu.

İşte o paylaşım:

Kıbrıs Türk ve Kıbrıs Rum Halklarının Bilgisine:

Ben Pile Türk Muhtarı Veysal Güden. Haziran 2018 tarihinden beridir Pile Köyü Türk Muhtarlığı görevini yürütmekteyim. Bu görevden önce de İngiliz Askeri Üsleri Çalışanları Sendikası ( AS-SEN )’ in Mali Sekreterliği ve Sendika adına Müzakerecilik görevini yürüten ekipte de görev almaktayım. Yaşamım boyunca insanlara saygı temelinde yaklaştım ve kimsenin ne toplum içindeki statüsü ile ne etnik kimliği ile ne de dini ile ilgili bir ön yargım olmamıştır. Temelde ailemin bana verdiği öğreti ve bana aşıladığı değer yargıları açısından, insanları yalnızca insan oldukları için sevmeyi, yardıma ihtiyacı olan her bir bireye kim olduğuna bakmadan yardım etmeyi kendime en temel ilke olarak edindim.

Sendikal faaliyetlerimi yürütürken, İngiliz Üsleri gibi çok uluslu bir ortamda çalışanların hakları ile ilgili çalışmalarımda asla etnik kimliğini veya statüyü ayırt edici bir etken olarak görmedim ve yaptığım mücadele içerisinde öncelikle Adaletli ve Gerçekçi olmayı prensip edindim. Hayıtım boyunca yaptığım işlerde ve üstlendiğim tüm sorumluluklar ile ilgili yapa bileceğimin en iyisini yapmaya çalıştım. Pile gibi özel bir köyde bu zor ve stresli görevi de üstlenirken bu bilinçle ve inançla çalışmalarımı yürüttüm. Öncelikle Pile Türk ve Pile Rum halklarının birlikte yaşamasını ve bir birine karşı gösterdiği hassasiyeti saygı ile selamladım. Bu özel köyün etnik kimlik farklılığına rağmen birlikte yaşayabilme becerisinin Adamızın geleceğine örnek olacak bir model olabileceğini savundum ve her türlü iki toplumlu faaliyeti destekledim. Bu köy içerisinde Türk ve Rumların, Huzurlu, güven içerisinde ve mutlu olarak yaşamalarına katkı koymak için hep çalıştım. Pile Türk Toplumu’nun kendine özgü sorunlarının çözümü için çaba harcarken aynı zamanda, Pile Rum toplumunun varlığını ve onların beklentilerini de bilerek hareket ettim.

İki yıllık görev sürem içerisinde, Kıbrıs genelinde ( Hem Kuzey hem de Güney ) bütçesi olmayan tek yerel yönetici olarak, üç tane İki Toplumlu Barış Festivali’nin düzenlenmesini sağladım. Bu festivalin yanında farklı sivil toplum örgütleri tarafından düzenlenen çeşitli iki toplumlu faaliyetin organizasyonuna olanak tanıdım ve aktif görev aldım. Tüm bunların hayat bulması için öncelikle Rum Muhtarı Sn. Simon Mitides ve Birleşmiş Milletler Barış Gücü ile yapıcı ve özverili bir çalışma yürüttüm. Her iki yönetim ile ( Kuzey ve Güney) dengeli ve eşitlik temelinde bir süreç yürütülmesi için çok ciddi çaba harcadım. Çünkü Pile, Kıbrıs Türk ve Rum halklarının birlikte yaşamak zorunda olduğu bir köy olmakla birlikte köy içerisinde huzurun korunması önem arz etmekte idi. Bunu temin etmek için Pile Türk Muhtarı olarak, kendi İdari yapımız içerisinde tüm devlet kurumları ile istikrarlı ve net bir ilişki yürüttüm. Özelde Pile Türk genelde Pile toplumunun huzur için karar alırken, KKTC Cumhur Başkanlığı Makamı, Hükümet, Muhalefet Partileri ve devletin tüm kurumları ile temas halinde oldum. Birleşmiş Milletler Barış Gücü yetkilileri ile en üst düzeye, İngiliz Yüksem Komiserliği ve Askeri Üsler yönetimi ile hep iyi ilişki kurmayı prensip edindim. Köyümüze ilgi gösteren ve bizimle ortak zeminde buluşmak isteyen Rum siyasi partileri ile ve kurumları ile iyi ilişkiler kurdum. Tüm bunları yaparken eşitlik temelinde ve adaletli olmaya özen gösterdim. Özelde Pile Türkü ve Pile Rum halkı genelde iki toplum ve iki yönetim arasında birçok insanın sorununa çözüm bulmak için her iki yönetim içerisindeki ilgili kurumlar ile temas kurup birçok insanın sorununu çözdüm.

Bu bilgilendirmenin ardından açıklık getirmek istediğim esas konuya gelmek istiyorum. 22 Nisan 2020 Çarşamba günü köyümüzde yaşanan ve bugün Rum basınında çıkan bir haberde Rum Muhtarı Sn. Simon Mitides’in beyanatı olarak duyurulan ve tamamen gerçekten uzak ve yanlış aktarılan bu konuya açıklık getirmeyi bir zorunluluk olarak görüyorum.

Geçen Hafta Rum Sağlık Bakanlığı’nın Covid 19 Korona vakaları ile ilgili günlük basın bildirisinde Pile’de vaka sayısı 4 (Dört ) oldu şeklinde bir açıklama yapıldı ve bu açıklama basın aracılığı ile de paylaşıldı.

Bu Salgın ile ilgili süreç başladığı günden itibaren bizler Muhtarlar olarak sürekli hem köy içerisindeki durumu hem her iki yönetim tarafından alınan tedbirler ile ilgili köy içerisinde izleyeceğimiz yöntem hakkında iletişim içerisinde olduk. Yukarıda bahsettiğim tarihte yapılan açıklama ile ilgili ilk üç vaka bilinmekte idi. Her üç şahıs ile ilgili durum bilgimiz dahilinde idi ve tedavi oldukları netleşmişti. Ancak dördüncü vaka ile ilgili bir bilinmezlik vardı ve köy içerisinde giderek yayılan bir telaş baş göstermişti.

Bu vesile ile Pile Türk Muhtarı olarak Rum Muhtarı ve Barış Gücü yetkililerini toplantıya çağırdım. Bir görüşme yaptık ve bu vaka ile ilgili bilgi istedim. Maalesef saatler süren görüşme ve çalışma sonunda bir sonuç alamadık. Ancak bir başka durum vardı ki bu endişe verici idi. Bir Rum işverene ait bir iş yerinde olduğuna dair bir söylenti vardı ve bu endişe verici idi. Özelde bu işveren ile temas kuran Rum Muhtarı S. Mitides durumu netleştiremedi ve bizler de çözüm olarak da tüm halka açık iş yerlerinde çalışan personele test yapılmasına karar verdik ve çalışma başlattık.

Rum Muhtar arkadaşım Rum Sağlık Bakanlığı’nın bu testleri ücretsiz yapmak istediğini bana aktardı. Bu aşamada toplum sağlığı açısından bu gelişme oldukça güzel bir haberdi. Ben kendi görev alanım içerisinde Türk iş yeri sahipleri ile temas kurdum ve bilgilendirme yaptım. Bazı Türk işverenler olası bir pozitiflik tespiti halinde kendilerinin Güney’den gelecek olan ekipler ile devam tedavi sürecini istemediklerini ve bunun Kuzey’den gelecek ekipler ile yapılmasını talep ettiler.

Bunun talep üzerine durumu Rum Muhtar Simon Mitides ile tekrar değerlendirdik. Kendisi güneyden gelecek ekibin Paskalya sonrasında geleceğini bana bildirdi ben de Türk işverenlerden gelen talebi kendisi ile paylaştım. Her bir muhtarlık kendi yetkilileri ile bir çalışma yaptı. Ben Türk Muhtarı olarak Dış İşleri Bakanlığı’mız ile temas kurdum ve Sn. Kudret ÖZERSAY’dan bu konuda yardım istedim, çünkü köyümüz ile ilgili hükümeti temsilen Dış İşleri Bakanlığı görevlendirilmiştir. Bu talebim doğrultusunda Bakanlar Kurulu ihtiyacımız kadar test kitinin köye gelecek ekiplerce kullanılmasını ve bu testlerin yapılmasını onayladı.

Süreç, bu testlerin 22 Nisan Salı günü yapılmasına olanak tanıdı ve karşılıklı olarak bu kararı aldık. Salı günü sabah saatlerinde aldığım bir haber üzerine Kuzeyden gelecek ekibin köye geçişini engellemek amacı ile Rum yetkililerce bir girişim olduğunu öğrendim. Bunu hem muhatabım ile hem BM Barış Gücü yetkilileri ile hem İngiliz Üsleri temsilciliği ile görüştüm hem de durumu Dış İşleri Bakanlığı’na bildirdim. Bu arada Kuzeyden gelecek ekibi arayıp beklemeye aldım. Öğleye kadar bu görüşme süreci sürdü.

Tüm çabalarıma rağmen böylesi önemli bir konu maalesef siyasete alet edilmişti. Tüm dünyada insanlığı tehdit eden böylesi önemli konu, BM Genel Sekreteri’nin çağrısında da vurgu yaptığı gibi bu virüsle mücadeleyi siyasete alet etmeyelim şeklindeki talebi maalesef bu küçücük adada ve bu küçücük köyde Rum makamlarınca siyasete kurban edilmişti.

Beni en fazla üzen yanı ise iki yıldır, birlikte çalıştığım arkadaşım Simon Mitides bu kararı verenler ile birlikte hareket etmişti. BM Barış gücü yetkilileri ile birkaç kez bir araya geldim ve sağ duyu talep ettim. Böylesi önemli bir konuda tüm dünya bir sınav verirken, bizim bu örnek köyde bu duruma fırsat vermememizi talep ettim fakat bir sonuç alamadım. Maalesef Rum hükümeti tarafından yürütülen çalışma sonunda İngiliz yetkililer Kuzeyden gelecek ekibin geçişine izin veremeyeceklerini bildirdiler.  Maalesef insanlık ve sağlık bir kez daha siyasete alet edildi ve maalesef iki yıllık görev arkadaşım da kendi siyasal iktidarının böylesi çağdışı kararının yanında durdu. Dahası dün verdiği beyanat ile konu ile hiçbir alakası olmayan ve sadece benim talebim doğrultusunda bize yardımcı olmak mahiyetinde sorumluluk üstlenen ve bu kararın Bakanlar Kurulunda alınmasına yardımcı olan Dış İşleri Bakanı Sn. Kudret ÖZERSAY’a karşı gerçek dışı suçlamalarda bulunmuştur.

Üzülerek ifade etmek isterim bu Sn. Simon Mitides’in bu davranışı bende hayal kırıklığı yarattı. Umarım bu davranışı ile ilgili takınmış olduğu bu tavırdan en kısa sürede vazgeçer, yaptığı asılsız suçlamadan dolayı özür diler ve oldukça hassas dengeler üzerinde duran bu köyün huzuru ve geleceği için tavrını değiştirir.

Bu örnek köyün geleceği sadece burada yaşamını sürdüren halkların değil tüm adanın geleceğine de hem örnek teşkil edecek hem de etki yapacaktır.

Bu vesile ile hem BM Barış Gücünü sorumluluk üstlenip bu sorunu bir an önce çözmeye ve Kıbrıslı Türk sağlık ekibinin köye gelip böylesi önemli bir sağlık sorunu ile ilgili bize düşen görevi yerine getirmemize olanak tanımaya davet eder hem de İngiliz Yüksek Komiserliği’ni bu ekibin geçişine engel olmaktan vazgeçmeye davet ediyorum.

İnsanlık ve siyasetin birbirinden ayrıştığı, gerçekçi ve eşitlik temelinde, en kutsal değer olan insanlığın esas alındığı bir yaşamın hüküm sürdüğü bir köy ve bir ada görmek dileği ile tüm Kıbrıs halklarına sağduyu, sabır ve sağlık dilerim.

Veysal GÜDEN
Pile Türk Muhtarı

Diğer Haberler

Başa dön tuşu